0

Britanya Adası’nın en eski halklarına Keltler denir. Anavatanları Orta Avrupa olan Keltler, Demir Çağı’ndan itibaren Britanya Adası’na göç etmiş ve burayı kendilerine yurt edinmişlerdir. MÖ.1.yy.dan itibaren Britanya’ya gelmeye başlayan Romalılar’ın “vahşi ve zapt edilemez Barbar kabileler” olarak adlandırdıkları yerel halk işte bu Keltler idi.

1

Yaklaşık 1 yüzyıllık “gel-git-savaş-yağmalama” sürecinden sonra; İmparator Claudius zamanında, MS.40’larda, Londinium’u (Londra) kurarak Ada’da kalıcı olmaya karar veren Romalılar, sonraki 400 yıl boyunca Oxford, Cambridge, York, Chester, Manchester gibi günümüz İngilteresinin de en önemli şehirlerini kurarak MS.410 yılında adayı terk ederler.

2

Romalıların gidişinden sonraki 200 yıllık süreç biraz karanlıktır. Yerel halk ile dışarıdan gelen işgalci güçlerin iktidar mücadelesi sonucunda; Bugünkü Almanya-Danimarka taraflarından gelen Angl ve Sakson kabileleri Ada’da yerel krallıklar kurarlar. Böylece bugün hala var olan “Anglosakson kültürü”nün temelleri atılmış olur.


Romalıların gidişinin üzerinden 200 yıl geçtikten sonra artık şöyle bir siyasi haritadan söz edebiliriz: Ada’nın kuzeyinde; Romalıların da boyun eğdiremediği ve bu sebepten Hadrian ve A.Pius zamanlarında iki yüksek ve uzun duvarla kendilerini korumaya çalıştıkları “barbar” Keltler/Skotlar, Ada’nın geri kalanında ise Anglo-Saxon krallıkları Mercia, Wessex, Northumbria ve Doğu Anglia egemendir. Anglo-Saxon krallıkları içinde en güçlüsü olan Wessex, zamanla diğerlerini mağlup edecek ve topraklarını ele geçirerek, ileride “İngiltere adını alacak olan” siyasi birliği sağlayacaktır.

3

820’lerden itibaren, önceleri sadece yağma, sonraları ise yerleşme amaçlı olarak Vikingler Ada’yı işgal edecekler. Bir yüzyıl kadar Wessex Krallığı ile Vikingler arasında kanlı bir mücadele sürecek, Wessex Kralları Egbert ve Büyük Alfred’den sonra tahta geçen Aethelstan’ın 927 yılında, en önemli Viking şehri olan York’u ele geçirmesiyle Viking işgalleri son bulacak. Bu olaydan sonra Aethelstan, daha evvel hiç kullanılmamış olan İngiltere Kralı (Rex Anglorum) ünvanını ilk defa kullanacaktır. Böylece daha evvel çeşitli isimlerle anılan Ada artık “İngiltere” (Angl-londe veya Angl-terra) olarak anılmaya başlayacaktır.


10.yy. sonu ile 11.yy. başlarında Çatalsakal Sweyn, Büyük Knut, Tavşanayak Harold gibi birkaç Danimarka-Norveç Kralı tarafından yönetilse de; Romalıların ilk kez gelmesinden beri geçen 1000 yılın ardından, 11.yy.dan itibaren artık gerçek anlamda “Birleşik bir İngiltere”den bahsedebiliriz.

4

Son büyük Anglo-Saxon Kralı olan ve çok dindar olduğu için “Günahçıkartan” (Confessor) lakabıyla anılan Kral I.Edward’ın 1060’larda Westminster Abbey’i inşaa ettirmesiyle Londra’nın başkent olma süreci de başlar. Bu zamana kadar Londra kendi halinde küçük ticari kasabadır. Başkent ise son 400 yıldır Winchester’di.


1066’daki ölümünden sonra Westminster’e gömülen Edward’ın varisi olmadığı için, anne tarafından kuzeni olan Normandiya Dükü William (Fatih veya Piç lakabıyla bilinir) İngiltere’ye kral olacak ve böylece Britanya’da 400 yıl boyunca devam edecek olan, Frank soylu Plantagenet hanedanı başa geçecektir.

5

1300’lerde 50 yıl boyunca tahtta kalacak olan III.Edward’ın çocukları arasında başlayan taht mücadelesi kuşaklar boyu sürecek ve 100 yıl sonraki Güller Savaşı’na sebep olacaktır. Sembolü beyaz ve kırmızı gül olan iki aile (York ve Lancester) birbiriyle savaştığı için Güller Savaşı denen bu mücadele Yorkluların üstünlüğüyle devam ederken, Tudor ailesinin Lancesterlilere yardım etmesiyle zafer, sonradan VII.Henry olarak Kral olacak olan Henry Tudor’un olacaktır. Böylece 400 yıllık Franksoylu Plantagenet Hanedanı’nın yerine 100 yıl ülkeyi yönetecek olan Tudor Hanedanı başa geçecektir.

6

Tudor Dönemi (1485-1603) İngiltere’nin “önce Avrupa, sonra da Dünya Gücü” oluşunun başlangıcıdır. VII.Henry’nin ölümünden sonra kral olan oğlu VIII.Henry, tüm İngiliz Kralları içinden belki de en meşhur olanıdır. İlk eşi Aragonlu Katherine’den erkek çocuğu olmadığı için boşanıp, metresi Anne Boleyn’le evlenemediği için Papa’ya ve dolayısıyla da Katolikliğe düşman olmuş, ülkesinin mezhebini değiştirmiş, bu uğurda çok ciddi katliamlar yapmış, erkek evlat sahibi olabilme uğruna 6 kere evlenmiş, eşlerinden ikisini (Anne Boleyn ve Catherine Howard) idam ettirmiştir. Ölümünden sonra Jane Seymour’dan oğlu VI.Edward sadece 6 yıl krallıktan sonra 15 yaşında ölünce kızları, önce I.Mary, sonra da I.Elizabeth, tahta geçerek, İngiliz tahtında “güçlü kraliçeler” geleneğini başlatmışlardır.


VIII.Henry’nin başlattığı Katolik-Protestan çatışmasında Papalık tarafında olan İspanya, o zamana kadar Avrupa’nın süper gücü idi. İngiltere ise çoğunlukla Fransa ile sorunlar yaşayan, Haçlı seferlerine destek veren kendi halinde bir devlet idi. 1588 yılında muhteşem donanması Manş denizinde İngiliz donanması tarafından yok edilen İspanya Avrupa’da belirleyici güç olma konumunu kaybetti. Onun boşalttığı yeri de I.James’ten (17.yy.başı) itibaren İngiltere aldı.

7

I.Elizabeth’in vârissiz ölümünden sonra, Tudor Hanedanı yerini İskoç Stuart Hanedanı’na bırakmıştır. İskoç Mary Stuart’ın oğlu, İskoç Kralı VI.James, I.Elizabeth’in yaşayan en yakın akrabası olduğu için I.James adıyla İngiltere Kralı oldu. Aynı Tudorlar gibi ülkeyi yaklaşık 110 yıl boyunca yönetecek olan İskoç Stuart Hanedanı’nın ikinci kralı I.Charles idam edilen tek İngiliz kralı olacaktır. Onun idamından sonra ülke, tarihinde ilk defa soylu kandan gelmeyen birisi, Oliver Cromwell tarafından yönetilecek, ölümünden sonra I.Charles’ın oğlu II.Charles tahtı ele geçirerek Restorasyon dönemini başlatarak Monarşiyi tekrar kuracaktır.


Stuartlar soyundan gelen son Kraliçe Anne de çocuksuz ölünce, tahta çıkmaya uygun, en yakın erkek akraba olarak; hayatında İngiltere’yi hiç görmemiş, tek kelime İngilizce bilmeyen Hannover Elektörü Georges Augustus, I.George adıyla İngiliz Kralı olacak. Böylece günümüzde de hala devam eden Hannover Sülalesi (Saxe-Caburn-Gotha Hanedanı) dönemi başlayacaktır.


1700’ler başından Kraliçe Victoria dönemine kadar devam edecek 100 yıllık süre ülke tarihinden George’lar Dönemi (Georgian Time/Era) olarak anılacak ve özellikle mimaride kendini fazlasıyla hissettirecektir. Günümüz Edinburgh ve Bath şehirleri bu dönemin en güzel anıt binalarıyla doludur.

8

IV.William’ın ölümünden sonra yeğeni Victoria’nın kraliçe olmasıyla Britanya artık, “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk” olacak ve Sanayi Devrimi sonrası Dünya’nın en tepesinde yer alacaktır. 19.yy.ın ortasında Britanya artık Dünya’nın süper gücüdür. Victoria’nın 63 yıllık kraliçelik dönemi de kendine has kültürü ve değer yargılarıyla “Victorian” adıyla ayrı bir dönem oluşturacaktır.


Victorya’dan sonra oğlu VII.Edward, ondan sonra da torunu V.George kral oldular. Birinci Dünya Savaşı’na giden süreçte Almanya ile ilişkiler gerilmeye başlayınca, Kraliyet ailesinin “Alman soylu” olmasının rahatsızlığıyla, Saxe-Caburn-Gotha olan Hanedanın adı “Windsor” olarak değiştirildi. Günümüzdeki Kraliçe II.Elizabeth resmi kayıtlarda artık Windsor Hanedanı olarak gözüküyor. Ancak aslında bu sadece bir isim değişikliğidir. Windsor Hanedanı, Saxe-Coburn-Gotha Hanedanının devamıdır.


V.George’dan sonra büyük oğlu VIII.Edward kral oldu. Ancak Amerikan jet sosyetesinden Wallis Simpson ile evlenebilmek için tahttan feragat ederek yerini kardeşi VI.George’a bıraktı. Kekeme ve toplum önünde rahat konuşamama rahatsızlığı olan kralın hayatının anlatıldığı Zoraki Kral (King’s Speech) filmi yakın zamanda gösterimdeydi.


VI.George’un ölümünden sonra, 1952’de Kraliçe olan II.Elizabeth, 66 yıllık kraliçeliğiyle, 1000 yıllık İngiliz monarşisinin en uzun süreli yöneticisidir. Ölümünden sonra yerine oğlu Prens Charles, III.Charles adıyla yeni kral olacaktır.